iş bırakma kararlarıdelegegenel merkez seçim
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
13°C
İstanbul
13°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
15°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C
Cuma Az Bulutlu
17°C
Cumartesi Çok Bulutlu
18°C

Basına ve Kamuoyuna

Basına ve Kamuoyuna

Bir gazetecinin sağlık sektörü ve karanlık politik ilişkileri ifşa etmek için yazdığı kitap kamuoyunu bir süredir meşgul ediyor. Sermaye açısından oldukça “karlı bir yatırım alanı” haline gelen sağlık sektöründe yaşananlar biz halkın sağılığına inanan ve bunun için mücadele edenler açısından şaşırtıcı gelmemiştir.
Şaşırtıcı gelen kendisini toplumcu-yurtsever bir gazeteci olarak tanımlayan kişinin yazdığı kitapta anti-emperyalist saiklerle yola çıkıp, toplumsal bir hizmet olan sağlık hizmetini bir sektöre çeviren kapitalist ilişkilere bulaşmamasıdır. Bunlara değinmeden anti-emperyalist sağlık politikası üretmeye çalışırken yazar, bilimden uzaklaşmakta ve “aşı” gibi son derece hassas bir alanda bilimden uzak, gerici bir çizgiye sürüklenmektedir. Toplumların koruyucu sağlık hizmetinin temel taşı olan aşılama hizmetini reddetmekten çekinmemektir.
Daha da şaşırtıcı olan ise çevresine muhalif kesimlerden hatırı sayılır bir cephe oluşturan toplumcu yazarın gündemi belirleyen çıkışları karşısında Sağlık Bakanlığı’nın toplum sağlığını muhafaza edecek bir söylemle çıkamayıp zevahiri kurtaracak açıklamalar peşine düşmesidir.
Sağlık Bakanlığı belli ki, Bakanlık ve Bakan’la ilgili daha büyük skandallara kapı açmamak adına onlarca yılın emeğini ve birikimini harcamayı tercih etmiştir. Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre “ülkemizde kimsenin aşı yaptırma zorunluluğu yoktur”.
Sağlık Bakanlığı birinci basamakta çalışanlar başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarından derhal özür dilemelidir. Aşı politikaları nedeniyle ensesinde boza pişirdiği aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarından özür dilemelidir. Popüler bir politik manevra yapabilmek adına Cumhuriyet’in yaklaşık 100 yıllık halk sağlığı politikalarını ve kazanımlarını terk ettiği için halkımızdan özür dilemelidir.
Toplumcu-yurtsever yazarımıza ve Sağlık Bakanlığı’na son bir sözümüz var. Anti-emperyalist, anti tekelci tavır almanın yolu, gerici aşı karşıtlığına sürüklenmekten değil, toplumda aşı ve koruyucu sağlık bilinci oluştururken, ülkenin kendi olanaklarıyla, ülkenin gerçeklerine uygun aşıları aşı-ilaç tekellerine bağımlı olmadan üretebilmektir.
Basını ve kamuoyunu bu konuyla ilgili bilgilendirmeyi görev sayıyoruz.
Saygılarımızla,

BİRİNCİ BASAMAK SAĞLIK ÇALIŞANLARI BİRLİK VE DAYANIŞMA SENDİKASI

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.